Archive for the ‘Anlamli Yazilar’ Category
May
23
Posted by masal
Elazığ-bingöl karayolu bilaloğlu mevkiinde hain pusucuların, bebek katillerinin acımazsızca gerçekleştirdikleri katliamdır.
33 Askerimiz şehit oldu .
Kurtulan 2 Er den birinin anlattıkları ;
İntikamımı alamadığıma yanıyorum
33 erin şehit olduğu PKK katliamından sağ kurtulan Denizlili Gazi Jandarma Er Özdemir, kendisini en çok yıkan şeyin teröristlerle çatışamamak olduğunu söylüyor ve “Elbet bir gün” diye ekliyor
TARİH 24 Mayıs 1993… Hain teröristler, Bingöl-Elazığ Karayolu’nu kesti. Çoluk, çocuk, yaşlı, bebek demeden katleden bu teröristlerin hedefinde bu kez dağıtıma giden silahsız askerler vardı. Önce sivil araçlardan askerleri indirdiler. Sonra uzun sürecek bir yolculuk başladı. Ve yolun sonunda teröristler savunmasız Mehmetçikler’in üzerine hain mermilerini boşalttı. Türkiye’yi yasa boğan bu kalleş saldırıdan sadece 5 asker kurtuldu. Bunlardan biri de, Denizlili Jandarma Er Erdal Özdemir’di.
Kurşuna dizilen onlarca askerin cesedinin üzerine yıkılması sonucu yaşadığı farkedilmeyen Özdemir, 11 saat baygın kaldıktan sonra kurtarıldı. Bu arada şehit arkadaşından akan kan, ağzına damlayan Özdemir’in vücudu, bu sayede susuzluktan zarar görmedi. Adını bile bilmediği şehit arkadaşı kendisine can vermişti. Olayın üzerinden 14 sene geçti. Özdemir’e o günlere dair ne düşündüğünü soruyoruz. Aldığımız cevap karşısında, “İşte vatansever Türk genci” demekten başka yapacağımız bir şey kalmıyor: “İntikam alamadığımız için üzgünüz.”
Şoförden şüphelendim
Özdemir, Hatay-Serinyol’daki 121’inci Jandarma Alayı’nda acemi eğitimini tamamladı, yeni görev yeri Bingöl’e gitmek için yola çıktı. Aslında Özdemir, otobüsü kullanan şoförden şüphelenmişti. Bingöl’e 10 kilometre kala mola verdiklerinde, kendilerine verilen koruma dahil hepsi silahsızdı. Özdemir devamını şöyle anlatıyor:
“Gözüm hep şoförün üstündeydi. Sanki bize doğru bir kötülük yaklaşıyordu. Telefon edişinden iyice huylanmıştım. Az ilerledikten sonra beyaz renkli bir kargo kamyonuyla yolu kestiler. Başta, elleri silahlı 10-15 kişiydiler. Sayıları giderek artmaya başladı. Araçlarımızdan indirerek tek sıra halinde durmamızı istediler. Daha sonra 5’erli sıra olmamız istendi. Her istediklerini yapıyorduk.”
Sigaramı bile aldılar
PKK’lı teröristlerin kendilerini bir köye götürdüklerini belirten Özdemir, olanları sanki yeniden yaşıyormuşçasına sözlerini sürdürdü:
“Köylüler bize gülüyor, bazıları yüzümüze tükürüyordu. Bunlar çok ağrıma gidiyordu. Köy halkı PKK’lıları Kürtçe bir şeyler söyleyerek alkışlıyordu. Teröristler de onlara bir şeyler söylüyor, başarılarını kutluyorlardı. Köyden çıktıktan sonra 3-4 saat daha yürüdük. Sonra 10’arlı sıra oluşturmamızı istediler. Ceplerimizi teker teker boşalttılar. Olanların parmaklarındaki yüzüklerini bile aldılar. Benim de üzerimdeki 2 milyon lirayı, sigaramı, jetonlarımı, spor ayakkabılarımı aldılar. Parmaksız Zeki kod adlı Şemdin Sakık gruba komuta ediyordu.”
Arkadaşları siper oldu
Katliamdan mucize eseri yaralı olarak kurtulan Özdemir’in gözleri konuştukça doluyordu. Anlattıkça, boğazına bir şeyler takılıyordu sanki. Tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Erdal, “Ölen arkadaşlarımın intikamını almayı çok istiyordum. Ancak olmadı” diyor ve anlatmaya devam ediyor:
“Yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Silahlar ölüm kusuyordu. Gelişi güzel ateş ediyorlardı. Ben yere düşerken, üzerime kol kola olduğum diğer arkadaşım düştü. Ölmediğini gördükleri askerlerin üzerine tekrar ateş açtılar. Ben de yaralıydım ama altta olduğum için dikkat çekmiyordum. Az sonra büyük bir sessizlik oldu. Sürekli kan kaybediyordum. Uzun bir süre sonra birliklerimiz olay yerine ulaştı. 5 kişi yaralı olarak hastaneye götürüldük.”
Akülü araca bağlı yaşam
Erdal Özdemir bugün 33 yaşında ve felçli. Vücudunun büyük bölümünü kullanamıyor. Devletin 5 yılda bir değiştirdiği akülü araca bağlı yaşıyor, halen düzenli olarak psikolojik tedavi görüyor. Şu an hiçbir iş yapamıyor. Kendisi ve ailesi devletin verdiği gazi maaşı ile geçinmeye çalışıyorlar. Mahallenin çocukları tarafından da çok sevilen Özdemir, en çok resmi dairelerde kendilerine gerekli ilginin gösterilmediğinden yakınıyor.
Tüm Sehitlerimizin Ruhu Sad olsun!
Oca
16
Posted by masal

Benim adım filistin,
Adı tüm meydanlara yazılan filistin,
Adı beni saran ve kuşatan filistin,
Ruhumun en derinliklerine işleyen filistin,
Topraklarının beni tanıdığı benim de onu tanıdığım filistin,
“Onu değil, beni parçalayın” dediğim vatanım,
Geçmişten beni her an çağıran selahaddin,
Beni binlerce esiri ve mahkumuyla her zaman yardıma çağıran mescid-i aksa,
Ey aksa, ümmetin ilk kıblesi,
Siyonistleri kahreden edanla paramparça et,
Siyonistlerin runuhunu söndüren aksam,
Gökyüzünü filistin bayrağıyla donat!
Filistinim, Filistinim, Filistinim!!!
Oca
04
Posted by masal

Onk. Dr. Haluk Nurbaki’den gerçek bir hatıra;
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap’ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap’ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir’e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-”Doktor bey,” dedi. ”Ben size…dargınım.” ”Niçin?” diye sordum.
-”Siz…dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH ‘ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?”
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O’nu üzmemeye çalışarak:
–”Doktora ulaşmak kolaydır” dedim. ”Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın…”
Konuşmaya mecali olmadığından “Ben o isteği duyuyorum” manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler “hızlandırılmalı öğretime” dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-”Doktor bey,” dedi. ”Ben ölürken ne söylemeliyim?”
-”Senin durumun çok özel” dedim. ”Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ”Muhammed” (s.a.v) sana yeter.”
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap’a sürekli morfin yapıyor ve O’nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-”Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.” dedi. “Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. “Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste “Muhammed” diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap’ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün O’na:
-”Hiç korkma!” dedim. “İğneyi vurdurabilirsin.
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-”Doktor bey…Azrail bana nasıl görünecek?”
-”Kızım,” dedim. “O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.”
Salı günü Serap’ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-”Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!” dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve “yataktan kalkması imkansız” denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor bey’e söyleyin, dedi. Azrail, O’nun söylediğinden de güzelmiş!…
Oca
04
Posted by masal

5 dakika sonra ölsen kimin umurunda olursun?
Çok değer verdiğin internet sitelerinin mi?
En fazla şu olur; Arkadaşımızı kaybettik bla bla bla gönlümüzdesin işte efendime söyliyeyim Açılan konuya teşekkür belki herkes imzasına seni koyar…yazılar yazar felan ama kimin umurunda olursun gerçekten?
Yokluğun kime koyar?
Kim seni arar?
Kim özler?
Kim ağlar?
Kim arkandan ağıtlar yakar?
Sevgilin mi? Hayır değil…. çok aşıksanız birbirinize en fazla 1-2 sene kimseyle çıkmaz kimseye bakmaz..İlk başlarda çok ağlar belki…ya sonra ? evde seni mi bekler? hayır seni severek mi ölür? hayır ne olur söyliyeyim
UNUTULURSUN…
Çünkü hayat devam eder…Gerçekten bişeyler bıraktığını sanarsın bu dünyaya ancak bi halt bırakmamışsındır…Kimse beni unutmaz dersin …Ancak unutulur gidersin…Hayat böyle birşeydir…Kabullenirsin istesende istemesende….
Gerçekten kim senin yokluğunu önemser kankan mı? değil zamanla o da unutur seni…herkes gibi…
Sen nasıl herkesi unutabiliyorsan herkesde seni unutur…
Ancak sadece Ailen gerçekten üzülür..
Gerçekten onların en fazla yüreği yanar…
Ya sonra onlarda unutur zamanla acını zamanla onlarda arada bir hatırlayanlardan olur…
kabul etsende etmesende…
5 dakika sonra ölsen kimin umurunda olursun? Cevap elinde sonunda Hiç kimsenin olur…
Öyle olmasa Mahşerde neden kimse kimseyi tanıyamayacak olsun…
Sadece sen varsın aslında diğer herkes yalandır..Sen ve Allah vardır…
İstesende istemesende yazıyı okuyup geçsende..Sadece sen varsındır…
Yanlızsındır..
5 dakika sonra ölsen kimin umurunda olursun ?
Kimsenin…