Oca
02
Posted by masal

Amansız deşer adamı ve derin sızı verir; ama kan damarda durur.
Ağlamaklı geçti kavuşmalar ardına düşen ayrılıklar.
Sağ elimi sol göğsümün üstüne götürerek “eyvallah” demediğimden ötürüdür; rezillere takılışım.
Bu diyar yakın iken güneş doğuran ülkeye,
Bir an uzaklaştı ışıklı yaratıklardan.
Karanlıklara saplandı çocukların masal dinleme hevesi,
Bu vakitten sonra gebe kalmaz güzel yarınlar.
Artık bu diyarda;

Çeyiz sandığı kutsaliyetinde bir yaşam düşünülmez oldu!

Yaman acıtır ama hiç süründürmez, yerlere sermez.

Bu halkın bilinmez sancılarına kendime yoldaş seçtiğim günden itibaren;
Şefkatın kovulduğu evlerin içi boş ve loş,
Mahalleye ipini koparan dalmış,
Nimet karşılığı selam verilir,
Diyet karşılığı selam alınır olmuş.
Esnaf, gözünü elin parasına dikmiş.
Kıblesini şaşıran imam,
Uyuşuk takılan cemaat sayısı çoğalmış.
Kurşun muhabbetidir bu güzelim..
Belki tehlikelidir ve çok bela takar peşime;
Ama en azından sıradışı birini sevme bahtiyarlığına erişmiş oldun..!
Bu bahtiyarlık;
Hz. Hüseyin’in şehadeti ile yüceliğe erişen,
Kür Şad’ın başkaldırışı ile Vey ırmağını tersine akıttıran,
Ali Bülent Orkan’ın erkekçe ölüme selam çakışıyla kutsanan,
Soylu dövüşün nişanesidir…

“Beni anlamanı değil; sadece bana güvenmeni istiyorum..“
Fatih Oğuz
Kas
05
Posted by masal
Gözlerin yine “Yakamoz” gibi gözlerime düstü
Göz kapaklarimi, her dem kapattigimda
Ruhumdan bir “pare”, alem-i divana vararak

Pismanlik diyarina göc edecek kadar, sucluyum,
Lal olan kelimler susarken, ben hep konustum.
Varligina doymak bilmeden, yokluguna arzu duydum.
Simdi, seni kabristanda bekleyen, meczup oldum.

Bazen, öldürür, bazende kavusturur sana.
Sevda bilmez namlu, bildigi tek sey var,
Yolladigi mermiler doymaz kana!
Öylese, kanim durmaz bu bedende!
Bir bedel diledin benden, buyursana!
Can terk etsin “acunu”, öz sende!

Eki
14
Posted by masal

Göz yaşlarımla beslenen…
“Sükut et Adam sansınlar…” dediler,
Sükut ettim,
Duvarlara yazı yazmaya başladım,
Yasakmış, ben mi istedim?
İçimde patlamak üzere bir “ordu” var…
Bende ne varsa,
Üzerimde gördügün herşey “pulsuzluğumun” tokatı..
Hatta çok sevdiğin, dokunmaya kıyamadığın sakalım bile
Bir jilet alamayacak kadar “parasızlığın” eseridir.
Sende, çok sevdiğin için sakal bıraktığımı düşünürdün…

Elimde yapışık kalan “boya” kalıntıları,
Suç ortağım olmuştu “sükutsuzluğun” mahkemesinde…
Hiç bir bedel “acıtmadan” veda etmiyormuş güzelim,
Legal ve illegal, o kadar yan yanaydı ki,
Oportonistce tavır takınanların “yüz” ifadelerini deşifre
Edemiyecek kadar “imkansızdı“…
Geçen bunca zaman sonra anladım ki,
Ömrümün tek suçu: Adam olmakmış!
Karıştır oldum “sükut” ile “teslimiyeti“,
Kafayı yiyecek kadar oldum…
Halbuki, işin başinda iken ne güzeldi herşey
Umudum başkaldıracaktı…
Ağlamalıydım, bunu anladım da…neden satıldım!?
Yoksa sevdam “kapitalizm” gelin mi gitti!?
Ruhum “sömürülmüş” afrika kıtası gibi,
Sosyal-Liberal-Nationalizm isminde piçin tohumu,
Karıştır-barıştır gecesinde atıldı…
Sevdama “bulaştılar“,
Fakirliğimi “sömürdüler“,

Onuda sizin “batıl” jiletlerinize kurban vermeyeceyim…
Onurlu bir “kavganın” bana bıraktığı son armağanıdır
“SAKALIM”!!!…
Fatih OĞUZ 24/10/2006 Dinslaken
Eyl
09
Posted by masal
Az sonra gece çökecek,Az sonra kuşlar susacak,
Yatağına mahkum bir hasta,
Az sonra ay ışığı ile buluşacak…
Bir derin ağıt kadar içimi yaralar bu “
az sonra“…Bilirmisin? Nerden bileceksin!?Barutsuz ”
kovanlar” gibi her defasında “namludan” çıkmak isterim..Sevgiliye ”
işmar” ederek gayşet ile “dem’e” varan derviş misali;Yanmak isterim;
Çöken gecenin,
Susan kuşların,
Ay ışığı ile buluşan hastanın,
Biçare
“az sonra; bekleyişlerinde..”
Fatih Oğuz
Eyl
09
Posted by masal
Yüzünü çevirme ne olursun,
Ben giderim sen gitme yeter ki.
Bu yurt bensiz yaşayabilir,
Bu güneş bensiz doğabilir,
Bensiz ayışığı denizin çehresini okşayabilir…Ama sen olmadan, olmaz, olamaz!
Bir cephede bin tomurcuk…Bin tomurcuk “BİR SEVDA”…
O yüzden sen kalmalısın, eksik olmamalısın netameli geçen “ömrümüzün” kürsüsünde.
Ben o bin tomurcuktan “birisiyim”…sen ise “BİR” olan “SEVDA’sın”…
Kollarım bağlı…Enseme dayatılan silah…Gövdeme inen tekme…Kutsaliyetime çöktürülen “küfür”…
Lakin aklımda hep “SEN”!..
Sen olmayınca kalırmı “haysiyetin” kıymeti?
Sen yoksan; azatlığım ne ifade edebilir ki!?
Enseme dayatılan silahtan çıkan mermi;
Soysuz “teslimiyet’e” tükürüşüm gibi,
Soylu “direnişe” gözkırpışım gibi
“Kumrular” misali “ölüm’e” öpücük veren Mehmet gibi…helalimdir!
Dağlarda “Bozkurt” oldum…Sen Al Bayrak’lı “Ay-Yıldız”…
Erciyes yamacında saçını tarama arzusu,
Dicle nehirinden “soyumuza” su katma tutkusu,
Kerkük türkülerin eşliğinde “şehadet” uykusu..
Beni sana bağlayan,
Seni bana “arattıran”…Vuslat duygusu.
Ne olur gitme…bak, ben gidiyorum işte…
Bir mayın değil; bin mayına basıp gidiyorum,
Yeterki; Yüzünü çevirme benden “İSTİKLAL”…
Fatih Oğuz
Eyl
09
Posted by masal
Vur Sazinin teline Deli bas,
Direnis olsun Sevdamiz.
Yigitligine gölge düsürme Deli bas,
OGUZ olsun Sevdamiz.Kursunlari kiskandirsin bakisin,
Yosmalari catlatsin yalnizligin,
Yalakalari sersin gidisin,
Isyan olsun Sevdamiz.
Gezeriz ölümün amansiz esiginde,
Sad oluruz TANRI´nin esenliginde,
Yavuklumuz uzaktan seslendiginde,
Gecilmez olsun Sevdamiz.
Vur Sazin teline Deli Cocuk
Sitem aksin telden, oluk oluk
TANRI kut vere, olalim ULUG TÜRÜK
Hesaplanmaz olsun SEVDAMIZ.
Fatih OGUZ
08.06.2006/Dinslaken
Eyl
09
Posted by masal
Işıltı sözlerin düşlerimin üzerindeki elbiseyi soyarken…
Kelimelerim çıplak kaldı,
Kelimelerim üşüdü,
Kelimelerim haya edercesine büküldü;
Sözlerin ise bu ara “beyazlar” içinde ele “gelin” gitmiş…
Sözlerin “mutluluklarda” dile gelecek,
Gülen gözlerine benden yana olmayan “umut” dokunacak,
Ve ben Erciyesin huzurunda dökülen “gül” yapraklarını toplamakla,
Meşgul olacam…Bir avuç dolusu gül yaprağı ile “Beştepe’ye” varıp;
Kelimelerimi “yeni sayfalara” dökeceğim…
Fatih OĞUZ
Eyl
09
Posted by masal
Ümitsizlik bir beladır, aynı zamanda her an insanın başını “saracak” kadar yakındır..Diplomasi, bürokrasi ve bilmem ne “si” ilişkiler “insanın kişiliği” önüne geçtiği bir dönemde “yankesici(!)” olmak varmış diyecektim “tam” o sıra aklıma dağların gövdesini döven Ferhat, ateşi yudum yudum yutan Kerem ve son mektubunda nişanlısına “hayırlı dualar” gönderen Mustafa Pehlivanoğlu geldi…Süslü püslü “hurdalar” meğer hiç “eskisi(!)” gibi olmayacakmış…Ha ha ha ha şifreliğinde tebessümler, peri suratlı “kahkahalar” imiş algılayamadığım…”Çektiğim acıları bir ben bilirim” gibi klasik sözcüklere müracat edecek olmasam bile, biliyorum ki; bilenler bile “bilmeyenler” gibi umursamadı…Herkes kendi “arzularını” endekslenip, dökülen saçlarımın her teli gibi, düşüştüler omuzlarımdan aşağı…
Endişe; bildiklerimi kökünden koparıp gitti. Sandım ki sevginin kayıp olmasından endişe duyulur. Sandım ki saygının zayıflamasından endişe duyulur, Sandım ki vuslatı tamamlamamaktan endişe duyulur. Nerden bilebilirdim ki; hiç bir endişe “sosyal endişe” gibi “esaslı(!)” olamayacağına.
Gönül sarhoşluğuna kapılıp attığım naralar, boş yere “efelenip” savurduğum yeminler, her cinsiyetten olan “kahpe suratlılara” tükürüp dayılanmalar…Geç, geç başka film oğlum bu..Geç, geç! geç! geç! Fatih’lerin yüzkarası geç “Fatih”liğinden!!…
Fatih OĞUZ
Eyl
09
Posted by masal
“İnsandan murad onlar, ölümü öldürenler;
Ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler…” (Necip Fazıl KISAKÜREK)
Bu “ebruli” vuslatın,
Bu “vecd” muhabbetin,
Bu “gizemli” gidişatın,
Ulvi hikmeti Levhi Mahfuz’da;
Şehadet..Şehadet..Şehadet..
Kanlı “çiğerlerden”;
Ab-ı hayat suyu damlar,
Toprağın “dudağına”…
…Ve ufuklarda “güneş” yerine,
Tebessümlü “umutlar” doğar,
Alp Erenler meclisinin,
ÖN “safında” yer alan KUZUlar adına.
Al şafaklı gök medreselerde,
İlim tahsil edenler;
Evrad eylemişler, Hamza’lı “vedaları”..
Burası “Kufe” değil; Ankara!
Adın Dursun,
Yaşamın “Hüseyin”..
Darb-ı esma’lı “nazarın”,
Bilal’ce “direnişin”,
Güzeller güzeli Sultan’ımıza (ona selam olsun),
Tevazu “ahvalinle” ikram eylediğin;
..Şehadetin..Şehadetin..Şehadetin..
Fatih Oğuz
Eyl
09
Posted by masal
GÖZLERİN KORSAN MİTİNGİ DÜZENLİYOR
YÜREĞİMİ; MEYDAN OLARAK SEÇMİŞ
HALKIMIN EN YARAMAZ ÇOCUKLARINDANIM
SOKAKLARIN EN KRAL HAYLAZLARINDANDIM
BUNU BİLE BİLE, SEN GELDİN MİTİNG DÜZENLEDİN
ŞİMDİ BEN O GÖZLERİ ALIP BİLİNMEZLERE KAÇMAZMIYIM…
FATİH OĞUZ
ADINA KERKÜK KOYDUM;
BİR TETİK KADAR YAKIN VE İHANET KADAR IRAKSIN DİYE…
ADINA ZÜLEYHA KOYDUM;
İHTİLAL KADAR ZALİM VE EYLÜL MEVSİMİ KADAR GÜZELSİN DİYE…
ADINA HİLAL KOYDUM;
KARANLIĞA IŞIK VERDİĞİN KADAR BİRDE TEKSİN DİYE…
ADINA VATAN KOYDUM;
ACILARIMA YURT OLDUĞUN KADAR CESEDİMİ KABUL GÖRDÜN DİYE…
FATİH OĞUZ