20
Posted by masal


Ayette geçen, ‘mübarek gece’den maksat; Berat gecesidir.
Kur’ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir
gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin, dört adı vardır. “Mübarek gece”, “Berae gecesi”, “Sakk gecesi”
, “Rahmet gecesi”. Ve denildi ki
bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır.
Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen
alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı
gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu
gecede beş özellik vardır:
Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah
tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir.
Bu yetkinin üçte biri Şaban’ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban’ın ondördüncü
günü, geri kalan üçte biri de Şaban’ın onbeşinci günü verilmiştir.
Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi;
şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar.
Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı
kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden
kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları
bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya
Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu
bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde
edenlere ne mutlu”.
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere
ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece,
Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah
korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne
mutlu.”
Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının
bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık
kalacak?
Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin
koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”

“Gel ey Muhammed bahardır,
dualar ardında saklı aminlerimiz vardır.
Hacdan döner gibi, Miractan iner gibi gel gel.
Bekliyoruz yıllardır. “
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.













Yalan sözler gülüslere
Kandim gittim ellere
Kimbilir kac senelerce
Yanar durur bu icimde
Gün görmeyen Su yüzüm
Bir sende güldü seni sevdi
Dönsende kiymeti yok
Düstün gözümden bir kere
Adaletsiz koca dünya
Yine olan bana oldu
Ask atesi yar acisi
Dönüp durup beni vurdu
Simdi Gönül Yarali
Kirik kolu kanadi
Sende kaldi yarisi
Varsin dursun acisi
GÖNÜL YARASI
Yitik magdur gönlüme
Kiydin gittin ömrüme
Neyim varsa inandigim
Kayip ziyan simdi yarim
Gün görmeyen su yüzüm
Bir sende güldü seni sevdi
Dönsende kiymeti yok
Düstün gözümden bir kere
Adaletsiz koca dünya
Yine olan bana oldu
Ask atesi yar acisi
Dönüp durup beni vurdu
Simdi Gönül Yarali
Kirik kolu kanadi
Sende kaldi yarisi
Varsin dursun acisi

Uğur Işılak – Askim Sana Emanet

..
Bedirhan Gökçe – Nefretim Aşkımı Aştı Bu gece

…
27 Karabela – Askimsin

…
Ilhan Irem – Ask degil Nefret degil

…
Grup G.A.B – Ask

…
Pit10 – Nefret De Bir Duygu (Ft. Doğu Cephesi)

…
Rafet El Roman – Ask

…
Güllü – Nefretim

…
Nev – Ask

…
Ismail Yk – Nefret

…
Sercan – Nefret

…
Sezen Aksu – Ask


Yorgun ve yalnızım. Kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem…
Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim.
Ey! Sabreden derviş bana da sabretmeyi öğretsene.

ama çok şey bilirim.
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerinde.

Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ayım hep mehtap halindedir, rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
Mezem ise bir dilim umut.
Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı.

Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem, surlarla çevrili bir şehrim.
12 den sonra volta attığım caddelerim, kızıl sakallı bir dayım bir de kara gözlü yarim var benim.

Söyleyemediğim düşüncelerim var.
Her akşam ayrı bir meydanda, Atatürk heykelinin karşısında, olmayan aklımı dar ağacına asar, ipini çekerim.
Ölüm, ölüm kurşun olup yağar üzerime.
Binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
Ben sıratın canbazı, doğal bir felaket, sosyal bir belayım.

Benim mevsimim değişmez, sadece bahardır.
kuşlardan sadece güvercini bilirim, yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim, onları da büyüyünceye kadar.

Bağıra bağıra şarkılar söylerim, sessiz sessiz şiirler yazarım. Bilmediğim yerlerin, tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.

Kendimle sohbet eder, kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolur, düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi arar, bir de üstüne güzel hayaller kurarım.
Sonra, sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

Çayım sekiz şekerlidir, cigara üstüne cigara yakarım.
Dumanı iner efkarımın şehrin üstüne.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Dört yaşında aşık olduğumu, sonra babamın hiç başımı omuzuna dayamadığını hatırlar, hayal de olsa omuzlarında uykuya dalar, Rüyalar görürüm, uyandığımda hiçbirini hatırlamadığım halde…

Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz, kimseye düşman değilim, kimseye de dost olmadım.
Ben kendime bile yabancıyım…
Duygularım hep sansüre uğramış, bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…
Ufacık bir bakış boğazımı düğümler.
Kimi özlediğimi bilmeden, hasretin en yoğun halini yaşarım.
Ah! İçimden dağıtmak gelir, dağıtamam ya, kendimi dağıtırım.
Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşıyor, insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne, sevgiye muhtaç bir yavruya döner yüreğim… Kalbim titrer, haykırırım ama duyuramam sesimi…
Yine de sardığım tütünde, yaktığım cigarada bulurum mutluluğu…

ağlamamaya yemin etmiş gözlerim…
Sonu dramla biten bir hatıra, üç bölümlük bir komedi dizisiyim.
Çoğu zaman çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasında,
Kimisi tükürür, kimisi öper.
Tükürene mezar, öpene lalezar olurum.

Zülfün hergece ihanetler rıhtımında.
Ciğerimin üstünde sevdasını kurşuna dizer.
Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümler.
Ben deliyim…
Bulmacaya benzerim. Kimi zaman soldan sağa bir nota.
Kimi zaman yukarıdan aşağıya Eski Mısır’da bir Tanrıyım.
Ben deliyim,
geceyi ikiye böler, sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben deliyim,
ben yüreklerde ünlem, kafalarda soru işaretiyim.
Ben deliyim,
bağrı taşlarla dolu bir Toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve Ayak izleriyle süslüdür tenim…
Kar yağar üşürüm, güneş olur kavrulurum.

Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar biriktirir, gözlerimi kapının eşiğine dikerim.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, hep içime atarım ama, kendimi içine atacak bir yer bulamam.
Anlamayana az gelirim, anlayana çok…
Ne yarınlar birşey bekler benden, ne de ben yarınlardan…

Ağlamamaya yemin etmiş gözlerim…

Aşk başlamadan güzel,

Kalplerde heyecan

Bakışlarda korku olduğu zaman güzel…

Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,

Başkaları görmesin diye çabalayış,

Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman…

Aşk başlamadan güzel….
Ümit Yaşar OĞUZCAN

Birak! Sakin Dokunma Bana..
Ben Böylede Yasarim nasilsa!
Hükmedemedigim Hislerimle,
Tutmayan Ellerimle,
Görmeyen Gözlerimle
ve
Felcli Sol Yanimla !
Birak ! Sakin Dokunma Bana
MaSaL Bitti, Ölüyorum…!